Kategoriler
Değerler Genel Liderlik Memleketten İnovasyon

Yüksek adaptasyon, aidiyet duygusunu köreltiyor mu?

Önce IQ ve sonra EQ şimdi de son yılların popüler tanımı Uyumsal Zeka. (AQ). Yüksek adaptasyon yeteneği bize neler getiriyor? Her şeye adapte olmakta emin miyiz? Ya da her şeye adapte olmalı mıyız?

Görünen o ki uyumsal zeka tanımı git gide önem kazanıyor. IBM’in hazırladığı The Enterprise Guide to Closing The Skills Gap adlı araştırmanın sonuçlarına baktığımızda önem kazanmaktan ziyade en çok geliştirmemiz gereken yeteneklerimizden biri olmuş gibi. Hatta birincisi. Araştırmanın 6. sayfasında yer alan 2016 ve 2018 yıllarına ait karşılaştırmayı aşağıda bulabilirsiniz;

Washington Post’ta pandemi sonrası Elizabeth Heath tarafından kaleme alınan Adaptability may be your most essential skill in the covid-19 world adlı makalede de, HBR Türkiye için Sedef Şahin tarafından kaleme alınan Sürdürülebilir Kariyer Yaratmak Adapte Olmaktan Geçiyor adlı makalede de konunun önemi benzer şekilde belirtiliyor.

Adaptasyon dönemin en önemli yetkinliklerinden biri.

Hayat Gerçekten Adaptasyon mu Aidiyet mi?

Ernesto Sirolli, Zambia, Kenya, Fildişi Sahili, Cezayir, Somali gibi Afrika ülkelerinde çalışmış, yerel ekonomik kalkınma alanında uzmanlığa sahip İtalyan bir yazar. Yaptığı son derece keyifli TEDX konuşmasında kendi projelerine soktukları ve projelerine %100 adapte olan Afrikalılar ile ilgili anısını anlatıyor;

“Bir İtalyan STK (Sivil Toplum Kuruluşu) için çalıştım ve Afrika’da kurduğumuz her bir proje başarısız oldu. Ve ben perişan oldum. 21 yaşımdayken, “Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz.” diye düşünüyordum, “Dokunduğumuz her şeyi mahvettiğimiz” gerçeği yerine. 

Benim ilk kitabıma ilham veren, bizim ilk projemiz: “Zambezi nehrinin küçük dalgalanmaları” adında biz İtalyanlar’ın bir projesiydi. Zambiya insanlarına nasıl tarım yapacaklarını öğretecektik. Her neyse, Güney Zambiya’ya elimizde İtalyan tohumları ile inanılmaz güzellikteki Zambezi nehrinin aşağıya doğru aktığı vadiye vardık ve sonra yerel insanlara nasıl İtalyan domateslerini yetiştirebileceklerini öğrettik ve kabak ve… ve tabii ki yerel insanlar kesinlikle yaptığımız bu işle hiç ilgilenmediler, ardından gelip çalışmaları için ödeme yaptık ve bazı zamanlarda ortaya çıkmaya başladılar –(Gülüşmeler) Biz yerel insanlara şaşıp kalmıştık böyle güzel vadide, hiç tarımın olmamasına çok şaşırmıştık. Yerel insanlara “Neden hiç bir şey yetişmediğine” dair sormak yerine sadece: “Allah’a şükür, biz buradayız.” dedik. –(Gülüşmeler) “Küçük bir zaman diliminde, Zambiya insanlarını açlıktan kurtarıyorduk”

ve tabii ki, Afrika’daki her şey çok güzelce yetişti. İnanılmaz domatesler topladık. İtalya’da şu büyüklükteyken, Zambiya’da böyle kocaman yetişti. Biz buna inanamamıştık, Zambiyalılara diyorduk ki: “Bak, tarım yapmak ne de kolaymış” Domatesler güzel, olgun ve kırmızıyken bir gece ansızın, nehrin öte yakasından 200 su aygırı ortaya çıktı ve bütün her şeyi yediler (Gülüşmeler) 

Ve biz Zambiyalılara diyorduk ki: “Aman Allah’ım, su aygırları!” 

ve Zambiyalılar dediler ki: “Evet, işte burada tarım olmamasının sebebi” 

-“Neden bunu daha önce söylemediniz?”

“Hiç sormadınız ki.” 

Ernesto Sirolli

Görünen o ki kendilerine hiç soru sorulmayan Afrikalılar, domates yetiştirme fikrini tamamen bir İtalyan projesi olarak görmüşler, İtalyanların proje yönetim şekline hızlıca adapte olmuşlar.

Hocamız Mehmet Zihni Sungur, pandemi süreci sonrası adaptasyon ve aidiyet üzerine yaptığı konuşmada ;

Aslında bu bize neyi gösteriyor biliyor musunuz? İnsan türünün bu kadar hızlı bir değişikliğe ne kadar hızlı adapte olabileceğini gösteriyor. Bunu tersinden düşünecek olursanız, belki insan türü iyi şeylere de bu kadar hızlı adapte olabilir. Ama benim sormak istediğim esas soru; Hayat gerçekten adaptasyon mu aidiyet mi? Yani insanın biraz aklı, biraz zekası olduğu zaman bir yere gittiğinde kendisinden ne beklendiğini bilir, ona göre davranır. Bu adaptasyon. Bu kolaydır. Ama ait olmak, kendi kimliğiniz ile orada olmak, kendi kimliğiniz ile orada kabul edilmek bambaşka bir şeydir. Ve bizim bu dünyada eksikliğini hissettiğimiz şey aidiyettir. Aidiyet olmadığı zaman adaptasyon kolaydır.

Mehmet Zihni Sungur.

Hem aidiyet duygusunu hissedip hem adapte olabilmek

General Electric’in efsane CEO’su Jack Welch‘in kaleme aldığı Gerçek Hayatta MBA kitabı Disneyland’ın Japonya’ya kurulma sürecini anlatır. Yurtdışından kurulum için gelen Disneyland yetkilileri, park alanına girişte Disney karakterlerinden oluşan maskotlar ile eğlenceli bir biçimde yerel misafirleri karşılamak ister. Yerel Japon yetkililer, Japon halkının bu ve benzeri tarzdaki karşılamaları hoş bulmayacağını, yapılmaması gerektiğini söylerler. Disneyland yetkilileri ise bunun bir Disneyland geleneği olduğunu, bir eğlence merkezi olduklarını ve bundan vazgeçemeyeceklerini söyleyip uygulamaya geçerler. Benzer durum Disneyland içerisinde kurulacak restorantların yemek masalarına ait seçimde de karşılarına çıkar. Yerel yetkililer Amerikan tarzı küçük masalar yerine Japon halkının daha büyük ölçekli masalarda yemek yemeyi tercih ettiğini söyler. İlk karşılama konusunun aksine Disneyland yetkilileri, bunun Disneyland için olmazsa olmaz bir kural olmadığını, masaların Japon halkının seveceği tarzda seçilmesine karar verir. Sonuç olarak bir kararda şirket kendi karakterinde ısrar ederken, diğer kararında bulunduğu koşullara adapte olmaya çalışır.

Hem Afrika’da domates yetiştirme, hem de Japonya’da park kurulum hikayelerinde görüldüğü gibi, belki önce bulunduğumuz şartları anlamaya çalışıp (dinleyip) sonrasında adapte olacağımız / karakterimizi yansıtacağımız durumları seçmek daha yararlı olacaktır.

Her iki örnekte de adaptasyonun sınırlarını belirlemek için dinlemenin gerekliliği görülüyor.

İş hayatındaki bireylerin adaptasyonu ve aidiyeti

Acar Baltaş hocamızın, Türk Kültüründe Yönetmek adlı kitabında Baltaş Grubu tarafından gerçekleştirilen Çalışan Davranışları Araştırması 2008 sonuçlarına yer veriliyor. İlgili araştırmaya göre;

Liderin Başkaları ile Çalışırken Sahip Olması Gereken En Kritik Beceriler

Liderin Başkaları ile Çalışırken Yaptığı En Önemli Hata

Araştırmadan çıkan sonuca göre çalışma hayatında liderden beklenen en önemli özellik dinlemek iken liderlerin en çok yaptığı hataların başında da benzer konu geliyor.

İşin özüne baktığımızda çalışma hayatında ekiplerimizden sadece adaptasyon bekleyerek kişilerin, duruma, bizlerin sunduğu şartlara uyum sağlamasını bekliyoruz. Çoğu zaman bireylerin adaptasyonu arttırmak için daha iyi fiziksel şartları sağlamak için uğraşıyor, şirket içinde belirsizlik olmasın diye koca koca prosedürler ve kurallar oluşturuyoruz. Sınırları net bir biçimde çizilmiş bu dünyaların içinde bireyleri yerleştirip adapte olmalarını bekliyoruz. Bu kolaycılık. Belki de yaptığımız en büyük hata burada. İnsan zaten iyi de kötüye de hızlı adapte oluyor. Bunu pandemi döneminde de gördük. Ekvator’da da yaşıyor insan kutuplarda da.

Dinlemek ile başlayıp bireyin kendini ifade etmesine olanak veren bir liderlik anlayışı, bireylerin karakterlerini daha iyi sahaya yansıtmasına imkan verecektir. Karakterini işe daha iyi yansıtan ve kabul edilen bireylerin aidiyet duyguları ve motivasyonları eminim daha yüksek olacaktır.

Çalışmak için adapte etmek yerine var olmak için karakterleri ortaya çıkaracak ortamları hazırlamalıyız. Gelişim, yenilik, inovasyon gibi kavramlar yüksek adaptasyonlu bireyler ile değil, karakterini ortaya koyabilen, kendi kimliği ile orada olan, farklı bakan bireylerle oluyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s